Her ne kadar Türk toplumu tercihini televizyondan yana kullansa da tiyatrocular pes etmiyor, bıkmadan usanmadan yeni oyunlarla perdelerini açmayı sürdürüyorlar… 82 yaşındaki Haldun Dormen de ünlü yazar Cervantes’in ‘Don Kişot’ karakterini canlandırmaya hazırlanıyor. Bugüne kadar 195 oyunu sahneye koyan Haldun Dormen “Don Kişot tam benim tipimde bir adam” diyor. Ve 5 Kasım’da İstanbul- Caddebostan Kültür Merkezi’nde başlayacak oyunu biraz heyecan, biraz merakla bekliyor. Bakın heyecanını nasıl dile getiriyor;

Oyunların çoğu rutin hale geldi. Moliere’i oynarken kafamda bir portre vardı. Ya da ‘Pazar Günü Cinayeti’ oyununda ne yapacağım konusunda fikir edinmiştim. Ama Don Kişot’u nasıl oynayacağımı düşünmüyor değilim. Henüz imajı bulamadığım için biraz telaşlıyım.

Don Kişot’un ruhunu henüz giyemedim. Bazı şeyler çabuk oluyor, bazı şeyler zaman alıyor. İnşallah Don Kişot karakteri çok uzun sürmez, çünkü zor ama tam da bana uygun bir rol olduğunu düşünüyorum. Don Kişot’ta yaş meselesi yok. Her yaştan oyuncu oynayabilir. Don Kişot benim tipimde bir adammış gibi geliyor bana. İnce bir bıyık ve hafif bir sakal takıldığında Don Kişot’un ruhuna daha kolay gireceğime inanıyorum.

Don Kişot aklına koyduğunu yapıyor ama çok ütopik bir adam. Mesela değirmenleri görüyor, düşmanlarının değirmen kılığına girdiğine inanıyor. Ben de aklıma gelen her şeyi yaparım ama mantık çerçevesinden çıkmam. Don Kişot sonunda büyük hayal kırıklığına uğruyor, hiçbir şey başaramıyor. Ama ben birçok şeyi başardım. Ütopik olmamaya çalışıyorum. Hayal kurmadan bizim işimizi yapmak mümkün değil. Benim hayallerim, ulaşılabilir hayaller. Hayalimin de dozu var. Zaten ‘doza’ çok inanırım, önem veririm. Hayatımın hiçbir alanında ‘over dose’ olmayacak. Yemekte, içmekte, çalışmakta aşırılık olmayacak. Benim tek dozunu kaçırdığım şey, uyku. Çok az uyuyorum: Günde 5-6 saat.

İşim sadece Don Kişot’tan ibaret değil! 10 ayrı işi bir arada yapıyorum. Sanat danışmanlığı, yönetmenlik, öğretmenlik… Don Kişot bu işlerden yalnızca biri…

Hayatım boyunca gençlerin önünü hiç kapatmadım, aksine hep açtım. Tecrübeli insanlar tabii ki oynamaya devam edecek. Bu da gençlere bir şey öğretmenin yollarından biridir.

Don Kişot’un yazarı Cervantes “Neşe ve keder insanın gözbebeğindedir. Nasıl bakarsan öyle görürsün” der.  Bende her zaman, her şeye iyi baktım. Bunun için çok eleştirildim ama ben bardağın her zaman dolu tarafını gördüm. Bu yönüm beni genç bıraktı, hayattan zevk almamı kolaylaştırdı.

Don Kişot’un tek bir silahı var: İkna kabiliyeti. Bu kadar insan bana inandığına göre benimde bu yeteneğim var demektir. Oyuncu, yönetmen olmak isteyen gençlerle çalışıyorum. Onların gençliği, beni genç tutuyor. Onlar benden çok şey öğreniyor, ben de onlardan çok şey öğreniyorum. Çok çalışıyorum, insanları seviyorum, hiçbir konuda doz kaçırmamaya gayret ediyorum. Sağlığım elverdikçe sahnede olmak istiyorum. Ben ölmek istemiyorum. Tüm tiyatro severleride oyunumuza bekliyorum.

 5 Kasım’da İstanbul- Caddebostan Kültür Merkezi’nde başlayacak Don Kişot oyununu seyredeceklere şimdiden iyi seyirler dileriz.